Alican Yücesoy (Tilki Timur)
Alican Yücesoy yani “Tilki Timur”. Sempatik tavırları ve Ayşegül’e yakınlaşmasıyla tanıyoruz onu. İçten içe Ayşegül’den hoşlanıyor ama Maraz Ali’nin korkusundan da yakınlaşamıyor tabi ki.
Serenay Sarıkaya (Adanalı’nın Kızı Sofia)

Adanalının kızı rolünde oynayan Serenay Sarıkaya.
Daha önce Atv’de Limon Ağacı dizisinde oynamıştı.
Serenay Sarıkaya ::
Adı Soyadı: Serenay Sarıkaya
Doğum tarihi: 1991
Oynadığı Filmler:
- Paramparça Aşklar
- Plajda
- Limon Ağacı - ( Peri)
Henüz çok genç olmasına rağmen
(16 yaşında iken) ülkemizi yurt dışında yapılan bir organizasyonda temsil etmiş
olması onun ileri da daha başarılı olacağını göstergesi olmakta.
Çağkan Çulha (Engin)

Çağkan Çulha yani dizideki karekteriyle “Selim”. Adanalının yardımcısı ve adanalının tabiriyle “Çakma Memoli”. Adanalı sürekli Engin i azarlıyor,kızıyor ama o sakinliğini ve saygıını koruyor. Ee tabi ki korkusundan. Bakalım Sofia ile yakınlaştığı zaman Adanalı neler yapacak.
Pınar Dikici (Ayşegül)
Maraz Ali’nin kardeşi Ayşegül Maraz Ali için çok değerli, onu sürekli koruyup kollamak için herşeyi yapar. Ama ona karşı bi okadarda yakın ve sevgi dolu bir abi. Ayşegül Maraz Ali’nin asıl ne iş yaptığını öğrenir ve çeteye katılmak ister. İlerleyen bölümlerde bakalım çetede yerini alabilecek mi ? Tilki Timur ile yakınlaşmasına Maraz Ali nasıl tepki gösterecek ?
Nurhan Özenen

Nurhan Özenen yani Hafize Ana “Maraz Ali” nin annesi. Dizide de çok sıcak ve cana yakın rolüyle dikkati çekiyor. Maraz Ali’yi tek dizginleyebilende o gibi. Maraz Ali ye Alişim demesi ile Maraz Ali nin biraz karizması sarsılıyor zaman zaman.
MEHMET AKİF ALAKURT
23.Temmuz.1979 İstanbul doğumlu.Ordu-FAtsa kökenli… Türkiye’de modellik ve aktörlük yapıyor. 2001 yılında ‘Best Model of Turkey’ ve ‘Best Model of the World’ yarışmalarında birincilikleri bulunmaktadır. Ayrıca ‘Lacoste’ firmasının Türkiye’de katalog çalışmalarında bulunan ilk Türktür. ‘Hacı’, ‘Metropalas’, ‘Kırık Ayna’ dizilerinde rol almıştır.Aslan burcudur.Lise Mezunudur. Kendisi gibi Ordu-Fatsalı olan Kadir İNANIR’ı kendisine örnek almaktadır…Yurtdışında yapılan yarışmada ilk önce 2. seçilmiş ama daha sonra bazı sebeplerden dolayı 1. olan kişi yarışmadan çıkarılmış ve bu durumda kendisi 1. olmuştur…
Selin Demiratar
Çocukluğundan beri içinde olan oyunculuk sevgisini Antalya Belediye Tiyatrosunda katıldığı kurslarla dahada pekiştirmişti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul’a gelen Selin DEMİRATAR reklam, dizi ve sinema filmlerinde değişik karakterleri canlandırdı. Rol aldığı Film ve Dizilerden bazıları şunlardır.
* 90-60-90 ( 2001 )
* Abdülhamit Düşerken ( 2002 )
* Mazhar Alanson - Ah Bu Ben Klip ( 2002 )
* Koçum Benim ( 2002 )
* Lise Defteri ( 2003 )
* Şaşkın ( 2005 )
* Acı Hayat ( 2005 )
Oktay Kaynarca
Oktay Kaynarca, 27 Ocak 1965′te Malatya’da doğdu. Babası Malatyalı, annesi Elazığlı olan oyuncu genç yaşta anne ve babası Almanya’da çalıştıkları için Üsküdar’da anneannesinin yanında büyüdü. Üsküdar Lisesi’nde ardından da Hopa Lisesi’nde okudu. İlk kez Ege Tiyatrosu’nda Turgut Özak’ın “Duvarıların Ötesi” adlı oyunda yer aldı. Ardından da birkaç çocuk oyununda yer alan Oktay Kaynarca, 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümü’nü bitirdikten sonra 1990 ile 1997 yılları arasında çeşitli kanallarda yarışma ve eğlence programı sunuculuğu yaptı. Konservatuvar zamanında TRT’de birkaç dizide yer aldı. İlk profesyonel oyunu Ali Atik ve Ayşegül Atik ile birlikte yer aldığı bir çocuk oyunu oldu.
Mezun olduktan sonra 1991 yılında Tiyatro Stüdyosu’nda “Kan Kardeşleri” adlı müzikalde Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Derya Alabora ve Ahmet Levendoğlu gibi oyuncular ile rol aldı. 1993 ve 1994 yılında sahnelenen “Derin Bir Soluk Al” adlı adlı oyun ile Avni Dilligil En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazandı.
İlk sinema çalışması “Suyun Öte Yanı” olan oyuncu daha sonra “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni”, “Yengeç Sepeti”, “Bir Kadının Anatomisi” ve “Deliyürek” gibi sinema filmlerinde rol aldı. “Yengeç Sepeti” ve “Bumerang Cehennemi” adlı filmleriyle de Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Daha sonraki dönem teleziyon dizilerine ağırlık veren Oktay Kaynarca, “Kurtlar Vadisi” adlı dizice canlandırdığı “Süleyman Çakır” karakteri ile çıkış yaptı.
“Kurtlar Vadisi” adlı diziden sonra “Aşkımızda Ölüm Var”, “İlk Aşkım” ve “Geniş Zamanlar” adlı dizilerde rol aldıysa da bu diziler uzun soluklu olmadı. 2007 yılında “Beynelnilel” ve “Sıfır Dediğimde” adlı filmlerde rol aldıktan sonra ayını yıl “Kuzey Rüzgarı” adlı dizide Poyraz karakteri ile karşımıza çıktı. “Ölümden Öte Köy Yok” isimli bir de şiir albümü bulunmaktadır. Kendisi halen oyuncu Özgü Namal ile birlikteliğini sürdürmektedir.
Oktay Kaynarca ile yapılmış bir röportaj :
Öncelikle yeni diziden söz edelim mi?
İçinde aşk, sadakat, dostluk, vefa, entrika ve aksiyon olan bir dizi. İddialı ve büyükçe bir iş. Ama hani öyle diziler vardır ki; suya sabuna dokunmadan 2-3 yıl sürer, ama bazı işler de vardır ki, bir iddia olmadan o işi yapamazsınız. “Kuzey Rüzgarı” iddiası olan bir dizi. Bu dizinin izlenme oranlarının ilk beşin içerisinde yer alması bu diziyi kurtarmaz. Yani bu ‘zirve işi’. Eğer zirvede mücadele edemiyorsa zaten başarıya ulaşmamış sayılır. İlk bölümün anlatım bölümü olmasına rağmen dizimizin çok seyredildiğini gördük. Özellikle beni en çok sevindiren sokaktaki insanların tepkisi, ama bu işe profesyonel olarak bakanların tepkisi ve telefonları da mutlu etti.
Poyraz karakteri nasıl biri?
Poyraz, kendine has bir adam. İstanbul’da doğmuş, babası eski bir kabadayı, adalet duygusuna sahip, etrafındakilere de bunu hissettiren biri. Poyraz bu terbiye ile yetişmiş, haksızlığa dayanamayan, adaletli, yardımsever, hakikaten insanlara doğru yerden bakmayı becerebilen, âşık olmayı bilen bir adam. Tabii, sonuçta hayatın aslında kendisine anlatıldığı ve öğretildiği gibi olmadığını görüyor. Birden kucağına bombalar düşüyor ve kucağında patlıyor resmen.
Poyraz için “adam gibi adam” demişsiniz. Nedir bu “adam gibi adamlık”?
Evet, adam gibi adam portresi içerisinde Poyraz’ı yoğurmaya çalıştık. Bu karakteri belirlerken bir örnek timsali yaratalım istedik. Çünkü memlekette fazla erozyon olmaya başladı. Elimden geldiğince kafamdaki ‘adam gibi adam’ı oynamaya çalışıyorum. Kendi anlayışıma göre; yardım etmeyi seven ama bunu gizleyen, etrafıyla ilgili, mert, gözü pek, korkmayan, eşine, dostuna, sevgilisine, sevdasına sahip çıkan ve dik durmayı becerebilen bir adam portresi çıkarmaya çalışıyorum.
Peki, Oktay Kaynarca nasıl biridir?
İşte bu zor soru. İnsanın kendini anlatması zor.
Poyraz’a benzer yönleri var mı desem?
Evet, var. Ben de Poyraz gibi çabuk sinirleniyorum, çok tepki gösterip hemen parlıyorum sonra da bunların ardından zaman zaman pişmanlıklar yaşıyorum ve “biraz daha soğukkanlı olsaydım” diyorum. Fazla merhametliyim. Aslında bu huyuma çok kızıyorum. Merhametim yüzünden başıma çok bela gelmiştir yani hep bir bedel, hep bir diyet ödemişimdir… Birçok şeyi sırtınızda taşıdığınız sepetin içinden çıkarıp yeni bir şey yaratıyorsunuz ama sonra siz onları kendi süzgecinizden geçirip yeniden ortaya koyuyorsunuz. Yani size dair şeyler oluyor. O yüzden Poyraz karakteri çok da yabancı değil bana.
Aşk ilişkisinde kıskanç mısınız?
Kıskanırım tabii. Ama saçma sapan kıskançlıklarım yoktur. Kendime güvenirim. Kıskançlık biraz kendine güvensizlerin işidir. Ama hiç kıskanmadan da olmaz. Hatta bu insanın karakterine özgü ve hoş bir parçası. Karşı tarafın da sizi hiç kıskanmıyor olması biraz üzebilir, hatta farklı düşündürebilir. İnsanın hamurunda biraz kıskançlık olmalı bana göre. Ama abartmamak şartıyla. Kıskanırsam bunu açık açık da söylerim.
“Geniş Zamanlar” dizisinde Zuhal Olcay’la öpüşme sahnenizden çok etkilendiğinizi söylemişsiniz… Bu asparagas bir haber mi?
Gerçekten uydurma bir haber. Rol icabı olan bir şey. 40 yıllık arkadaşımdan niye etkileneyim ki? Manyak mıyım ben? (Gülüşmeler)
Oktay Kaynarca çapkın mıdır?
Her zaman çapkın olduğumu söylemişimdir. Benim hayata dair çapkınlıklarım vardır. Zaten, çapkın olmayan insan, yaşamıyor demektir. İlla karşı cinse doğru akan bir çapkınlıktan bahsediyorsanız, benimki öyle değil. Biz işimiz gereği de çapkın olmak zorundayız. Bir sürü insan bize yakınlık duyuyor, en azından göz göze bile olsa bir ilişki kurmak, elini tutmak ve temas kurmak istiyor. Bunları hayata dair çapkınlık olarak yorumluyorum. Oyuncu olmak istediğimiz için zaten çapkın olarak doğmuşuz.
Kadir İnanır’la ilk kez bir projede birliktesiniz. Nasıl bir şey?
İyi bir şey! Herkesin Kadir İnanır’dan öğrenmesi gereken çok şey var. Öncelikle çok disiplinli ve işine çok hakim. Bugüne kadar sayısız filmde oynamış birinin tecrübelerinden faydalanmak çok önemli. Bana göre gerçek star. Çünkü halk, o kuşağı televizyondan değil, gişe kuyruklarında para verip bilet alarak sinemada izledi. Oysa şimdi biz televizyon seyircisine “bizi izleyin” diye gidiyoruz.
Aksiyon sahnelerinde zorlanıyor musunuz? İzlediğim bölümdeki kovalamaca sahnelerinde arabayı siz mi kullandınız?
Zorlanıyorum tabii. Ama aksiyon sahnelerinde kendi arabamı ben kullandım. Dublör kullanılmadı. Zor tarafları var belki ama o anda salgıladığınız adrenalin de işinize dair ve olması gereken bir şey. Olmazsa olmaz. Çünkü sizi ayakta tutuyor.
Bazı oyuncular makyaj ve özellikle kostüm konusunda çok titizlenirler. Peki siz?
Elimden gelse makyaj bile yaptırmayacağım. Eskiden herkese çok makyaj yapılırdı ama şimdi sistem değişti. Bana göre de doğru olan, doğal makyajlar yapılıyor. Ama kostümde biraz titizlenirim. Çünkü paçamın biraz uzun olması kafamın oraya takılmasına neden oluyor. Eğer ben buna takılıyorsam başka birileri de bunu fark ediyordur.
Adanalı 15. Bölüm Fragmanı
Adanalı 15. Bölüm Özeti
İstanbul’da suç almış başını yürümüş; kapkaç, soygun, kaçakçılık, dolandırıcılık gibi adi suçlar günlük hayatın bir parçası olmuştur. Giderek bir “suç şehri” haline dönüşen İstanbul’u kurtarmak için, “Adanalı”yı, yani Organize Suçlar şubesi başkomiserlerinden Yavuz’u (Oktay Kaynarca), İstanbul’a geri çağırmaktan başka çare kalmamıştır.
Maraz Ali (Mehmet Akif Alakurt), İstanbul’un en büyük suç çetesinin lideridir. Dışardan bakıldığında, İstanbul Ulus’da, aynı anda beş altı araba yıkanabilen, üstü açık bir araba yıkama yerinin sahibi gibi görünen Maraz Ali, gerçekte, özel yetiştirdiği elemanlarıyla şehirde dönen her türlü hırsızlık, kapkaç ve soygun olayının yüzde seksenini gerçekleştirmektedir. Bugüne kadar hiç kimse Maraz Ali’yi içeri tıkabilecek tek bir ipucu, delil veya suçüstü yakalayamamıştır.
Adanalı’nın kontrol edilmesi imkansız bir polis olduğunu bilen İstanbul Emniyet Müdürü, teşkilatın en parlak üyelerinden olan İdil’i (Selin Demiratar), Adanalı’nın üzerine müdür tayin eder. Akademiden birincilikle mezun olmuş, en az üç dört yabancı dil bilen, yasalara ve kurallara saygılı İdil yeniliklere açık, batılı düşünen bir kadındır. Başka bir deyişle Adanalı’nın tam zıttı bir karaktere sahiptir.
Adanalı’nın geri dönüşü ile sadece şehrin dört bir yanına korku salan azılı suçlular değil, tüm İstanbul Emniyet Teşkilatı da tedirgin olacaktır. Herkes, bu hiç emir ve söz dinlemeyen, asi, çabuk öfkelenen, girdiği her mekanı yerler bir etmeden çıkmayan Adanalı, suçluların peşinden koşarken; Adanalı’nın amir ve müdürleri de onun peşinden koşmak zorunda kalacaklardır. Aslında “kanun adamı” Adanalı ile “suç adamı” Maraz Ali, aynı mahallede büyümüş, iki kan kardeşidirler ve ikisinin de İdil’e olan ilgisi ilişkilerinin başka boyutlara taşınmasına neden olacaktır.


Kategoriler